30 Ocak 2007 Salı

::STEREO Uydusundan İlk Görüntüler...

STEREO (Solar TErrestrial RElations Observatory) uydusu 25 Ekim 2006 tarihinde uzaya fırlatılmıştı.

STEREO uydusu Güneş aktivitelerinin ayrıntılı araştırmalarına olanak vermek için tasarlandı.

ilk görüntülerinden

Uydunun amaçlarından biri de Güneş'in üç boyutlu görüntülerini elde etmektir. Yukarıda bu üç boyutlu görüntüden bir tanesini görmektesiniz

Kaynak : NASA

::Kimin Teleskobu Daha Büyük?

Gökbilimde çok daha derin uzayı görmek isterseniz teleskoba gereksinmeniz vardır. Halk arasında Ay yüzeyini görmek, Satürn’ün halkasını görmek için alınması düşünülen teleskoplar aslında gözle göremediğiniz sönük yıldızları da size gösterir. Yani uzayın derinliklerine gözünüzle bakarken ortalama 50 ışık yılı (IY) uzaklıktaki yıldızları görürken 10 cm çapında aynası olan bir teleskopla 600-700 IY uzaklıktaki yıldızları da görebilirsiniz. Her yıldızın parlaklığı aynı olmadığı için bu rakamları örnek olarak alabilirsiniz. Teleskobunuzun aynasının çapı ne kadar büyük olursa ışın toplama yüzeyi o denli artacağı için uzayın iyice derinliklerini inceleme olanağı doğar. İlk büyük teleskop 1935’lerde ABD’de 5 metrelik yapıldı. Daha sonra Kafkasya’da Ruslar 6 metrelik teleskop yaptılar ama etkin bir şekilde kullanamadılar. Avrupa Güney Gözlemevleri (ESO) 4 tane yan yana 8 metrelik teleskop yaptı bazı bilimsel araştırmalar için aynı anda dördü de aynı gök cismine bakıyordu. ABD’li petrol zengini 100 milyon dolar hibe ederek ABD’nin 10 metre teleskobu olmasını sağladı. Bu projeye ABD bütçesinden de büyük katkı verilerek bir tane değil iki tane 10 metrelik teleskop şu anda çalışıyor. Atmosferin ışığa yaptığı etkiden dolayı sınır 10 metreydi. Fakat gökbilimciler atmosferin bu etkisini yok edecek donanım ve yazılımları da geliştirdiler ve son zamanlarda 32 metrelik ve 100 metrelik teleskop projeleri ortada dolaşıyordu.


Yine Aralık ayı içinde 11 Avrupa Devletinin finanse ettiği ESO (Avrupa Güney Gözlemevleri), 57 milyon Euro tahsis ederek 42 metrelik teleskop projesinin hayata geçmesine karar verdi. Yaklaşık 10 yıl sonra ilk ışığı gözleyecek teleskop projesinin 800 milyon Euro olacağı tahmin ediliyor. Yapımı için ilk adımların atıldığı bu dünyanın en büyük teleskobunun maketi resimde görülmektedir. Bir çok aynanın bal peteği şeklinde bir araya gelmesi ile oluşacak teleskobun teknik özellikleri ve inceleyeceği gök cisimleri ayrı bir haber konusu.

Kaynak : TUG Haber

:: NOAA Jeomanyetik Fırtına Uyarısı verdi

Amerikan Atmosfer ve Okyanus Dairesi NOAA (National Oceanic & Atmospheric Administration) Jeomanyetik Fırtına uyarısı verdi...

Uyarı Seviyesi G3.

G3 etkileri;

Güç Sistemleri: Voltajda büyük değişiklikler olmasada bazı sistemleri alarm durumuna geçirebilir.

Uzay araçları : Yüzey deşarjları oluşturabilir, düşük yörüngeli uydularda yönlenme problemleri olabilir.

Diğer Sistemler: Uydu konumlandırma sistemleri ve düşük frekans radyo sistemlerinde kesilmeler. (Etkili bölgeler: 50 derece -enlem- ve yukarısı)


Kaynak : inosci

27 Ocak 2007 Cumartesi

::YT40 Değiştirilecek

TUG'un emektar teleskopu T40 yerine Haziran 2006 döneminde 40 cm ayna çaplı robotik özellikleri olan bir teleskop (YT40) yerleştirilmişti. Bu teleskopta, SSP5 fotometresi ve ST-8E CCD ile yapılan gözlemler devam etmekte. Yeni satın alınan Apogee ALTA U47 CCD ve filtre tekerleri yakında bu teleskopta da kullanılmaya başlanacak.

YT40 teleskopu da geçici olarak kullanılmakta. Bu teleskop 2008 yılı başlarında 60 cm lik robotik teleskop(T60) ile değiştirilecek.

Teknik Özellikler


Kaynak : TUG

::T100 2008 yılında göreve hazır olacak

TUG'da şu an kullanılan teleskopların hiçbiri Türkiye'ye ait değildi.

T40 hibe olmasının yanında eski bir teknolojiye sahipti ve Haziran 2006 da 40 cm yeni bir teknolojiye sahip bir teleskopla değiştirildi.
ROTSEIIId; modern ve robotik bir teleskop, ancak TUG'un da içinde olduğu bir uluslararası deney çerçevesinde geldi. 2010 yılıda ABD'ye geri gidecek.
1.5 m lik teleskop (RTT150) Kazan Devlet Üniversitesi'nin malıdır. Gözlem zamanı karşılığı Rus-Türk işbirliği ile TUG'a kurulmuştur, gözlem zamanının %40 ı Türkiye'ye aittir.

TUG'da ki bu durumdan ötürü, 1 m ayna çaplı teleskopun(T100) 2008 yılı yaz öncesi Bakırlıtepe yerleşkesindeki Güney Tepe ye kurulması planlanmış durumda.

T100 binasının TUG Bakırlıtepe Yerleşkesindeki yerini ve Teleskop ile ilgili çizimlerden örnekleri görmek için tıklayınız

Teknik Özellikleri


Kaynak : TUG

25 Ocak 2007 Perşembe

::Titan'da Jet Akımı

Titan'ın üst atmosferinde nadir olarak meydana gelecek bir olay, Kasım 2005'de gözlemlenmiş!

Astronomlardan oluşan uluslararası bir takımın yardımı ile Satürn'ün ayı titan araştırılmakta.

Titan'daki ESA'nın uzay aracı huygens yörüngeye girerek atmosferik bir model oluşturmak için gönderdiği veriler incelendiğinde çok nadir görülecek bir sonuç çıktı.

(Huygens sondası Cassini tarafından taşınmıştı.)

Titan bir yıldızın önünden geçtiğinde, yıldızın ışığı örtülmekte. Titan'ın atmosferi çok kalın olduğundan atmosfer ışığın geçmesini engeller. Yanlız bu engelleme birden bire olmaz ve yavaş yavaş battaniye gibi ışık kaynağı örtülür. Bu örtülme bize titan'ın atmosferi hakkında bilgi verir!

Bu örtülmeyi artalandaki zayıf bir ışık olarak kullanan huygens sondası aradaki atmosfer hakkında bilgi gönderir.

14 Ocak 2005'e gelindiğinde yukarıdaki gözlem metodu ile şarşırtıcı bir olgu gözlemlendi. Atmosferin çok yüksek kısımlarında hızölçer yüksek sıcaklık tersilmeleri olduğu bilgisini gönderdi... Bu yükseklik 510 km gerçekleşiyordu! Bu dünyadaki jet akımlarının benzeri idi ve saniyedeki hızı 200 metre olarak ölçüldü...

Kaynak : inosci

24 Ocak 2007 Çarşamba

::McNaught Kuyrukluyıldızı

McNaught kuyrukluyıldızı, Şili'de ki Paranal Gözlemevinin üzerinde, üç teleskobun sessizce baktığı gökyüzünde.

McNaught'ın parıldıyan başı, sol altta parlak bir küre gibi görünüyor, sağda ESO'ya ait Very Large Telescope (VLT) görünmekte. McNaught'ın çizgisinin gerisinde iki tane Yardımcı Teleskobun (Auxiliary Telescopes) gölgesi Pasifik Okyanusunun ufkunda kubbelerini atmışlar gibi McNaught kuyruklu yıldızını seyretmekteler.

Kaynak : Space.com Image of the Day
Çeviri : Çağdaş Çalış


23 Ocak 2007 Salı

:: NASA dan Mather ve Smoot, Yeni Doğan Bir Evrenin Biçimine Işık Tutan Çalışmaları İçin 2006 Nobel Fizik Ödülüyle Ödüllendirildiler.



İsveç Kraliyet Bilim Akademisi, 2006 Nobel Fizik Ödülünü, Nasa’nın Goddard Uzay Uçuş Merkezinden John C. Mather ile California Üniversitesi, Berkeley’den George F. Smoot’a verdi. Akademi onları, siyahcisim formunu ve kozmik mikrodalga fon ışınımının anizotropisini keşfettikleri için ödüllendirdi. Ödül, 1989 yılında NASA’nın fırlattığı Cosmic Background Explorer (COBE) uydusuyla elde edilen ölçümler üzerine yapılan çalışmalara karşılık verildi. Bu ölçümlerin amacı, evrenin ilk zamanlarına doğru geriye bakmak, galaksi ve yıldızların başlangıçları hakkında bilgiler edinmekti.




Kozmik mikrodalga fon ışınımının COBE tarafından alınan spektrumu. Veriler üzerindeki hatalar, grafikteki çizgilerden daha küçüktür. Bu çizimin sunumu, Amerika Astronomi Topluluğunun bir toplantısında, coşkuyla ayakta alkışlandı.




COBE sonuçları, evrenin başlangıcı için oluşturulan Big Bang senaryosuna büyük bir destek sağlayarak, senaryonun en önemli belirleyici kriteri olarak tahmin edilen kozmik mikrodalga fon ışınımının türünü de belirledi. Aynı zamanda bu ölçümler, kozmolojinin başlangıcını bilimsel olarak kesin bir şekilde açıklamaktadır.

Big Bang senaryosuna göre, kozmik mikrodalga fon ışınımı, evrenin ilk dönemlerinden kalan bir kalıntı olarak düşünülmektedir. Big Bang den hemen sonraki evrenin durumu, onun sadece sıcaklığına bağlı olan farklı dalga boylarına karşılık gelen dağılımlara sahip akkor halindeki bir cismin yaymış olduğu ışınım ile kıyaslanabilir. Bu tür ışınımın spektrumunun biçimi, siyahcisim ışınımı olarak bilinen özel bir şekildir. O yayınlandığında evrenin sıcaklığı hemen hemen 3000 0C idi. Big Bang senaryosuna göre o zamandan bu güne kadar, ışınımın karşılık geldiği sıcaklık, evren genişledikçe derece derece soğuyarak bugünkü değeri olan mutlak sıfırın üzeri -2,7 0C’ye düştüğü ölçülmektedir. Mather ve Smoot, COBE tarafından açıklanmış ölçümleri kullanarak siyahcisim spektrumu sayesinde ifade edilen bu sıcaklığı hesaplayabildiler.


Bu resim, COBE tarafından elde edilen Mikrodalga Fon Işınımının sıcaklık değişimini göstermektedir.




COBE’nin bir başka görevi ise, farklı yönlerdeki küçük sıcaklık değişimlerini araştırmaktı. Kozmik fon ışınımının sıcaklığındaki, derecenin yüzbinde biri kadarlık bir aralıktaki son derece küçük bir değişim, galaksilerin nasıl oluştuğu hakkında çok önemli ipuçları vermektedir. Sıcaklıktaki bu küçük değişimler, evrende başlangıçta homojen dağılmış olduğu düşünülen maddelerin, homojenliklerini bozarak nasıl bir araya gelmeye başladıklarını ortaya koymaktadır. Eğer galaksiler, yıldızlar ve sonunda da bizim gibi yaşamlar gelişebilmişse buna ihtiyaç vardı. Bu maddenin ifade edilen oluşma mekanizması olmasaydı, maddenin bütün evren boyunca dağılımı homojen bir dağılım göstererek, tamamıyla bugünkü maddeden farklı bir formda olacaktı.

COBE, 18 Kasım 1989 da uzaya fırlatıldı. COBE tarafından alınan ilk sonuçlar gözlemden dokuz dakika sonra alınmaya başlanmıştı ve elde edilen veriler tam bir siyahcisim spektrumuydu. COBE tarafından alınan verilerden elde edilen siyahcisim eğrisi, 1990 yılının Ocak ayında Amerikan Astronomi Topluluğunun bir toplantısında sunulduğunda, sonuçlar ayakta alkışlanarak kabul edildi.

COBE’nin başarısı, yaklaşık olarak 1000 den fazla araştırmacı, mühendis ve diğer katılımcıların çok büyük bir takım çalışmasının ürünüydü. John Matter, bütün işlemleri koordine eden kişi ve aynı zamanda da COBE tarafından ölçülmüş olan Mikro Dalga Fon Işınımının siyahcisim biçimini açıklayan deney gurubunun baş sorumlusuydu. George Smoot ise, ışınımın sıcaklığındaki çok küçük değişimleri ölçen enstrümanın temel sorumlusuydu. COBE ölçümleri, Wilkinson Microwave Anistoptropy Probe (WMAP) ile arıtılmıştır. Yakın bir zamanda Avrupa Planck uydusu bu ışınım çalışmalarını daha da detaylandırmak için fırlatılacak.


Çeviri: Doç. Dr. Hüseyin KALKAN